Fazıl ŞENEL
Fazıl  ŞENEL
fazilsenel@gmail.com
Afyon Sandıklı’lı Ramazan Mahfi Efendi ve Ramazaniyye
  • 0
  • 1614
  • 18 Mayıs 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Ramazan Efendi, Halvetiyye-Ahmediyye tarikatının Ramazâniyye kolunun kurucusudur. 949’da (1542) Afyon Sandıklı’da doğdu. Tahsilini burada tamamladı. Babasının ismi Muhammed idi.

Halvetî şeyhi Kasım Lârendevî’ye intisap ederek halifesi Muhammed Muhyiddin Karahisârî’den hilâfet aldıktan sonra kırk dört yaşlarında iken İstanbul’a gidip Kocamustafapaşa’da Bezistânî Hüsrev Çelebi tarafından 994’te (1586) Mimar Sinan’a yaptırılan Bezirgân Tekkesi’nde irşad faaliyetine başladı.

Ramazan Mahfi Efendi Camii, Kocamustafapaşa, Fatih, İstanbul

Ardından kendi adıyla anılan bu tekkede otuz yıla yakın irşad faaliyetini sürdürdü. Vefatında tevhidhânenin bitişiğindeki türbesine defnedildi. “Geçti şeyh bugün”, “rızâ-yı pâk” ve “Kâ‘betü’l-uşşâk” ifadeleri ölümüne tarih düşürülmüştür.

Günlerini genellikle oruçla geçirdiği, inzivâ ve halvete çok düşkün olduğu için “Mahfî” unvanıyla tanınan Ramazan Efendi’nin tarikat silsilesi Muhyiddin Karahisârî, Lârendevî Kasım Çelebi, Hacı İzzeddin Ali Karamânî vasıtasıyla Halvetiyye tarikatının dört ana şubesinden Ahmediyye’nin kurucusu Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî’ye ulaşır. Ramazâniyye, Ramazan Efendi’nin halifeleri vasıtasıyla Cihangîriyye, Buhûriyye, Hayâtiyye, Raûfiyye ve Cerrâhiyye adlı beş şubeye ayrılmıştır. Halvetiyye’nin ana kolları hakkında bilgi almak için bir önceki yazımıza bakabilirsiniz.

Ramazan Mahfi Efendinin Mezarı

Ramazan Mahfi Efendinin Halifelerinin ve Ailesinin Mezarları

Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari 1616 (H.1025) tarihinde İstanbul’da hakka yürümüştür. Kocamustafapaşada ki dergâhına defnedilmiştir. Kabr-i şerifi ziyaret mahallidir.

Ramazan Mahfi Efendinin Türbesi

Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari önce din ve fen ilimlerini öğrendikten sonra, tasavvuf yoluna girdi. Evliyadan, Şeyh Lârendevî Kasım Çelebi hazretlerinin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. İcazet, diplomasını ise onun halifesi Şeyh Muhammed Muhyiddin Karahisarî‘den aldı.

Ramazan Mahfi Efendi kırk dört yaşlarında (993/1586) İstanbul’a gelip , Kocamustafapaşa’da Bezistânî Hâce Hüsrev Çelebi tarafından 994’te (1586) Mimar Sinan’a yaptırılan, tevhidhâne (câmi), çilehâne, türbe, şadırvan, harem-selâmlık ve diğer müştemilâtı barındıran ve Bezirgân Tekkesi adıyla mârûf dergâhta yaklaşık otuz iki yıl irşâd hizmetinde bulunmuştur. Daha sonraları bu tekke Pîr’in adına nisbetle Ramazânî âsitânesi (pîr evi) olarak anılmıştır.

Fatih İlçesi’nde, Kocamustafapaşa’da, Arabacı Bayezıt Mahallesi’nde, Ramazan Efendi Sokağı Bezirgân Odaları Sokağı, Bezirgân Odaları Çıkmazı ve Dağıstan Çıkmazı tarafından kuşatılan arsa üzerinde yer alan âsitâne 1586-1674 yılları arasında Ramazâniyye, Şeyh Mûsâ Şükûrî Efendi’nin (ö. 1678) posta geçmesiyle 1674-1688 yılları arasında Celvetiyye, 1688-1925 yılları arasında Sünbüliyye tarikatına hizmet vermiştir. Günümüzde “Ramazan Efendi Camii” adıyla anılmaktadır.

Ramazan Efendi Camii, Kocamustafapaşa

Sümbül Sinan Efendinin, Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari hakkında gösterdiği keramet şöyle anlatılır: “Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisarinin dergâhının olduğu yer önceleri bahçe idi. Bir gün Sümbül Efendi buradan geçerken, dergâhın bulunduğu yerde oturarak; “Buradan tevhid kokusu geliyor.” buyurdu. Hâlbuki Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari daha doğmamıştı. Fakat daha sonra İstanbul’a gelen Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari buraya gelip yerleşti ve insanlara doğru yolu gösterdi.

Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari, hilm ve vekâr sahibi olup, ilâhî muhabbet sahiplerinin hürmet ve itibarına mazhar oldu. Rüya tabirinde çok derin bilgilere sahipti. Rüya tabiri konusunda zamanın İbn Sîrîn’i olarak vasıflandırılan Ramazan Efendi’nin talebelerinden birisi de zamanın vezirlerinden Güzelce Mahmûd Paşa idi. Vezirliği bırakarak, tasavvufa yönelip, bu bağlılığı devam ettirmek istiyordu. Bir gün Sadrazam Yemişçi Hasan Paşanın elinden kaçıp, Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisariye sığınmıştı. Sadrazam onun, Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisarinin dergâhında gizlendiğini öğrenince, adam gönderip, oradan almalarını emretti. Fakat Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari, Mahmûd Paşayı teslim etmedi. Bir gün Sadrazam bizzat kendisi gelip, veziri teslim almak isteyince, Hazret-i Pir Ramazan Mahfi Karahisari; “Bizim dergâhımızda paşa yoktur. Cümlesi derviştir. İsterseniz gelsinler, görünüz, hangisi Mahmûd Paşa ise alınız.” dedikten sonra, dervişleri çağırdı. Mahmûd Paşa onların arasında aba giymiş olarak bulunuyordu. Hasan Paşa onu bu hâlde görünce, işte budur demeye gücü yetmedi ve oradan ayrılıp gitti.

Ramazan Mahfî Efendi hakkında bir çok nutk-i şerîf söylenmiş ve türbesine levhalar halinde konulmuştur

Habbezâ ârif-i billâh şeh-i devrân-ı zamân
Mazhar-ı nûr-ı ilâhî bu Efendi Ramazân
Nice dem âh iderek gül-şen-i irfân içre
Gül-i tevhîdin olup bülbülü itmiş efgân
Nefsi cû’ u ataş-ı nâr ile ihrâkından
Ramazân Mahfî diyü tesmiye olmuş şâyân
İtdi sâliklerini zikr-i Hudâ’ya teşvîk
Buldular “hû” diyerek cümlesi feyz-i Yezdân

Bir diğeri şöyledir;

Budur ol Hazret-i Sultân Ramazân-ı Mahfî
Vâris-i ilm-i Nebî vâkıf-ı esrâr-ı Hudâ
Mazhar-ı cûd u kerem menba’-ı eltâf u himem
Sünbül-i bâğ-ı İrem gonca-i gül-zâr-ı vefâ
Şems-i devlet ki doğup Karahisâr ufkundan
İtdi ol şehri cemâliyle behişt-i a’lâ
Şeyh-i zî-şânı olan Karahisârî Muhyî
Eyledi sırrını takdîs ü makâmın a’lâ
Sâl-i târîh dokuzyüz ile doksanüçde
Emr-i pîrân ile İstanbul’u kıldı me’vâ
Abd-i dergâhının en âcizi bir sâhib-i hayr
Zât-ı vâlâlarına itdi bu dergâhı binâ
Otuziki sene neşr eyledi ilm ü rüşdü
Zâhir ü bâtın idüp hizmet-i şer’-i ulyâ
Hâşiye tarh kılup şerh-i akâyid üzre
Kal’a-i dîne meğer urdu esâs-ı ma’nâ
Duysa ki ilmini âkıl olur idi mecnûn
Bilse ger aşkını Mecnûn olur idi
Leylâ Halvetî râhın idüp aşk ile bu Îsâ-dem
Feyz-i i’câz-ı kerâmet-şiyemiyle ihyâ
Ra ma zâ niy ye kolu nâmına mensûb olarak
Açdı bir yol ki sonu îyd-i visâl-i Mevlâ
Gerd-i hâk-i deri dermân-ı cefâ deryâ hod
Rûze-dârân-ı gama sofra-i iftâr-ı safâ
‘İrciî’ emri ile binyigirmibeşde
Rûh-ı âlîsi bulup izzet ile vasl-ı Hudâ
Ârifâ merhamet-efzâ-yı suâl-i zuafâ
Ey ki dânâ-yı kemâl-i keremin arz u semâ
Acz ü hırmân-ı hicâb ile dahîlin oldum
Beni dûr eyleme bâb-ı kereminden iclâ
Olsun iftâr-ı atâyân ile dil-sîr-i merâm
Hasta dil teşne-i aşk ismet-i bî-berk ü nevâ
Nâil-i feyz ide Mevlâ bizi lutfen keremen
Ramazân hürmetine eyleyelim îyd-i safâ

Eserleri

Kütüphane kayıtlarında Ramazan Mahfî’ye çeşitli eserler nisbet edilmektedir:
Haşiye ala Haşiyeti’l-Hayâlî ala Şerhi’l-Akaidi’n-Nesefiyye (İstanbul 1265, 1308, 1320, 1326)
Risâle fî Tefsîr-i âyet-i “leyse bi-zallâmin li’labîd” (Süleymaniye Ktp., Hacı Beşir Ağa 666, vr. 98-99)
Şerh-i Tarîkati’l Muhammediyye (Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa 600, 425 vr., nüsha tarihi 1070)
Risâle-i Zikir (Hacı Selim Ağa Ktp., Hüdai Efendi 375, vr. 19-31)
Nüsha-i Şerîf (Isparta Uluborlu Alaâddin İlçe Halk Ktp., nr. 1643).

Ramazan Efendi’nin “Mahfî” mahlaslı ilâhileri vardır
Mahfî bugün gözleyüp
Girdi yola aşk özleyüp
Aşıkların cem’ eyleyüp
Gitsün bugün “Hû Hû” diyü.

 

Şeyh Kasım Larendevî ve Şeyh Muhammed Muhyiddin Karahisarî 

Kasım Efendi Camii, İnegöl, Bursa

Ramazan Mahfî hazretlerinin hocalarından Şeyh Kasım Larendevî, Fazilet sahibi şeyhlerden ve Ulu Pir Abdülkadir Geylanî Hazretleri’nin torunlarından bir zat olup, aslen Larendeli (Karaman) idi, Bursa ili dâhilindeki İnegöl’de yerleşerek 941 (m.1534) yılında vefat etmiştir. Tasavvuf, ahlak ve mev’ızadan bahseden, hicrî 902 yılında kaleme aldığı 32 bab üzere tertip edilmiş, Türkçe “Cevâhiru’l-Ahbar” adındaki manzum eseri halen İnegöl’de adını taşıyan Kasım Efendi Camii‘nde bulunmaktadır. Kasım Efendi Hazretleri, Yiğitbaşı Ahmed Efendi Hazretleri’nin halifele­rinden İzzeddin Ali Karamanı es-Saruhânî Hazretleri’nden hilafet almıştır. “Noktacı” şöhretiyle de tanınmıştır.

Cevâhiru’l-Ahbar, Kasım Efendi Camii, İnegöl

Ramazan Mahfî hazretlerinin icazet aldığı şeyhi ise, Şeyh Kasım Larendevî’nin Hicrî 994 yılında vefat eden halifesi İbn Noktacı adıyla şöhret bulmuş olan Muhammed Muhyiddin Karahisarî Hazretleri’dir ve aslen Afyonkarahisar’lıdır. Kendisine ait “Araisü’l-Vüsûl” adında “Usûl-i Aşere” şerhi vardır. Kabri Eyüp’te Otakçılarda Tameşvar Tekkesi bahçesindedir.

 

RAMAZANİYYE

Halvetiyye-Ahmediyye tarikatının Ramazan Efendi‘ye (ö. 1025/ 1616) nisbet edilen kolu.

Halvetiyye tarikatında “orta kol” diye anı­lan Ahmediyye tarikatının dört şubesinden (diğerleri Sinaniyye, Uşşakıyye, Mısriyye) biridir. Tarikat, Ramazan Efendi‘nin vefatından sonra Kocamustafapaşa’daki Ramazani Asitanesi’nin yanı sıra İstanbul ve Bursa’da açılan tekkelerde faaliyet göstermiş,daha sonraki dönemlerde kurulan Hayatiyye şubesi vasıtasıyla Balkan şehirlerinde de yayılmıştır.

Ramazan Efendi‘nin yerine büyük oğlu Abdülhalim Efendi (ö. 1026/1617), ardından diğer oğlu Abdullah Efendi (ö. 1033/1623) postnişin olmuş, daha sonra küçük oğlu Mehmed Celaleddin Efendi ile (ö. 1077/ 1667) Abdullah Efendi’nin halifesi Fenni Hüseyin Efendi ( ö. ı 085/1674) irşad görevini sürdürmüştür. Asitane, Celveti şeyhi Musa Şekuri Efendi ( ö 1099/ 1687) döneminde Celvetiyye’ye daha sonra Sünbüliyye’ye intikal etmiştir.

Ramazaniyye‘nin İstanbul’da faaliyet gösterdiği tekkelerden biri Cağaloğlu’ndaki Çalak Tekkesi‘dir. Ramazan Efendi‘nin şeyhi Muhammed Muhyiddin Karahisari‘nin halifeleri için inşa edilen bu tekke Çalak (Çaylak) Ahmed Efendi ( ö. 1123/ 17 ı ı). Mehmed Efendi ( ö. 1140/1727) ve Çalakzade Mustafa Efendi ( ö. 1171/ 1 757) ile önce Ramazaniyye’ye, daha sonra Cerrahiyye’ye bağlanmıştır. Eminönü’ndeki Yıldız Dede Tekkesi’nde Sinobi Mustafa Efendi ile (ö. 1166/1753) oğulları Mehmed Efendi (ö. 1190/ 1776) ve Ömer Efendi (ö. 1209/ 1 795) Ramazaniyye’yi temsil etmiş. ardından tekke Cerrahi şeyhlerinin tasarrufuna geçmiştir.

Ramazan Efendi’nin halifelerinden Şerbetçi (Şerbettar, Şerbeti) Mehmed Efendi (ö. 1052/1642) Çapa’da Molla Gürani civarında bir tekke açmış, yerine Seyyid Mustafa Nehci’yi halife bırakmıştır. Bu tekke sonraları Rifaiyye’ye intikal etmiştir. Ramazaniyye, Şerbetçi Mehmed Efendi’nin diğer halifesi Yakub Fani (ö. 1052/1642) vasıtasıyla Bursa’ya yayılmıştır. Bursa’da kendi adına yaptırdığı tekkede irşad faaliyetinde bulunan Yakub Fani’nin ölümünün ardından tekkenin postnişinliğini oğlu ve halifesi Yakubzade Mehmed Efendi (ö. 1077/1666) üstlenmiştir. Bestekar ve şair olan Mehmed Efendi’nin Tarikatname-i Halvetiyye isimli bir eseri olduğu kaydedilmektedir. Mehmed Efendi’den sonra yerine geçen oğlu İbrahim Efendi (ö. 1122/ 1710) Yakub Efendi Tekkesi’nde yaklaşık kırk beş yıl şeyhlik yapmıştır. Devrinin önemli musikişinaslarından Kefeli Derviş Abdi, Mehmed Efendi’nin müntesiplerindendir. Hasan Burhaneddin Cihangiri, Çamlıcalı Mehmed Efendi, Üçbaş şeyhi Mehmed Efendi, Sadrazam Ferhad Paşa’ya yakınlığı ile tanınmış Şeyh Mahmud Efendi ve Ebubekir Zakiri Efendi gibi şahsiyetler Yakub Fani Efendi’nin halifeleridir. Ramazaniyye’yi Bursa’da devam ettirenlerden biri de “Kara Zakir” lakabıyla meşhur Ebubekir Zakiri’dir. Bursa Zağferanlık Mescidi’nde şeyhlik ve imamlık yapan Ebubekir Zakiri döneminin musiki üstatlarındandır. Vefatından sonra yerine halifesi Abdüllatif Efendi (ö. 1118/1706) geçmiştir.

Ramazaniyye, Mahfi Ramazan Efendi’nin halifelerinden Mestçi Ali Rumi Edirnevi (ö. 1030/1621) ve oğlu Mestçizade İbrahim Edirnevi (ö. 1036/1626) vasıtasıyla Rumeli’ye yayılmıştır. Bu silsileden gelen Lofçavi Ali Fazıl Efendi’nin (ö. 1095/1683) halifesi Köstendil Müftüsü Alaeddin Ali Efendi (ö. 1143/1730-31) padişah iradesiyle Üsküdar’daki Selami Ali Efendi Celveti Tekkesi şeyhliğine tayin edilmiş, tekke bu vesileyle Ramazaniyye’ye intikal etmiş, daha sonra postnişin olan Pazarbaşı Ömer Efendi ile (ö. 1175/1761) tekrar Celvetiliğe geçmiştir. Ramazaniyye, Ramazan Mahfi’nin halifelerinden Kırimi Şeyh Murad Efendi’nin halifesi Divriğili Nakşi-i Akkirmani Ali ile (ö. 1065/1655) bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Akkirman’a kadar ulaşmıştır. Nakşi-i Akkirmani vefatına kadar Sultan II. Bayezid’in Akkirman Kalesi içinde inşa ettiği tekkede postnişinlik yapmıştır.

Ramazan Efendi tekkesi postnişinleri;

1) Hz.Pir Ramazaneddin-i Mahfi
2) Mehmed Celaleddin Efendi( Hz. Pirin mahdumu )
3) Saka Abdullah Efendi
4) Abdulhalim Efendi
5) Fenni Hüseyin Efendi
6) Musa Şükuri Efendi
7) Osman Mana Efendi
8) Hamidi Mehmed Efendi
9) Mehmed Emin Efendi
10) Mehmed Kasım Efendi
11) Ahmed Nureddin Efendi( Emin Efendinin mahdumudur )
12) Abdulaziz Efendi( Ahmed Efendin mahdumudur)
13) Seyyid Yahya Efendi
14) Hüseyin Efendi
15) Hafız Mustafa Fevzi Efendi
16) Mustafa Şükri Efendi
17) Mehmet Tevfik Efendi

Ramazani Usulü

Cehri ve Devrani olan Ramazaniler. Zikire vakit namazından sonra başlarlar. Şeyh Efendi tacını ve hırkasını giyerek meydana çıkar. Şeyhin duasından sonra ağır tempolu Tevhit ile başlar. her yüz Kelime-i Tevhitte tempo hızlanır. Şeyhin ‘ İllallah’ sadası ile biter. Daha sonra zakirler tarafından durak okunur ve devrana kalkılır. Şeyh efendi ile bütün ihvan topluca Salavat çektikten sonra Şeyh Efendi ‘ Hak İllallah Ya Allah Hu ‘ diyerek İsm-i Hu başlar. Zakirler bu esnada ağır tempoda bir ilahi okurlar. Güfte sahibinin adı okunduğunda şeyh efendi esmayı ism-i Hu’dan ism-i Hay’a geçirir Devran iyice hızlandığında teberrüken Bedevi topu yapılır. Yahut Allah, Vahit, Ehad, Samed esmaları ile Besmele-i şerif yaptırır. Zikrullah şeyhin Fatiha’sı ile son bulur.

Halvetiyye’nin Ramazaniyye kolundan;

  1. eş Şeyh Hasan Burhaneddîn Efendi Hazretleri ‘ne nispet edilen Cihangiriye kolu,
  2. eş Şeyh Muhammed el Buhûrî Hazretleri’ne nispet edilen Buhûriyye kolu,
  3. eş Şeyh es Seyyid Ahmed Raûfî Efendi Hazretleri’ne nispet edilen Raûfıyye kolu,
  4. eş Şeyh Nureddîn Muhammed el Cerrahi Hazretleri’ne nispet edilen Cerrahiyye kolu,
  5. eş Şeyh Mehmed Hayati Efendi’ye nispet edilen Hayatiyye kolu açılmıştır.

Buhuriyye’nin kurucusu Mehmed Buhuri’nin (ö. 1039/ 1630) silsilesi Mestçizade İbrahim Edirnevi, Mestçi Ali Rumi vasıtasıyla Ramazan Efendi’ye ulaşır. Üsküdar’daki Saçlı Şeyh Hüseyin Efendi Tekkesi’nin bir süre Buhuri Tekkesi olarak faaliyet gösterdiği, daha sonra Sünbüliyye’ye intikal ettiği kaydedilmektedir.

Cihangiriyye’nin kurucusu Hasan Burhaneddin Cihangiri’nin (ö. 1074/ 1663) tarikat silsilesi Şeyh Yakub Fani, Şerbetçi Mehmed Efendi vasıtasıyla Mahfi Ramazan Efendi’ye ulaşır. Cihangiriyye İstanbul Cihangir’deki asitanesinden başka Davudpaşa’daki Abdal Yakub, Eminönü’ndeki Akbıyık, Şehremini’ndeki Kelami tekkelerinde bir müddet faaliyet göstermiş, bu tekkeler daha sonra başka tarikatlara bağlı şeyhler tarafından idare edilmişlerdir.

Ramazaniyye’nin en yaygın şubesi Nureddin Cerrahi (ö. 1133/1721) tarafından kurulan Cerrahiyye’dir

Raufiyye’nin kurucusu Ahmed Raufi’nin (ö. 1170/1757) silsilesi Köstendilli Ali Efendi, Lofçavi Ali Fazıl Efendi, Debbağ Ali Rumi, Mestçizade İbrahim Edirnevi, Mestçi Ali Rumi Edirnevi vasıtasıyla Ramazan Efendi’ye ulaşır. Ahmed Raufi, Üsküdar Koca Sinan Paşa Camii yakınlarındaki tekkesinde irşad faaliyetinde bulunmuş ve yirmi kadar halife yetiştirmiştir. Raufiyye, Ahmed Raufi’nin Hafız Mehmed Efendi (ö. 1208/1793), İsmail Efendi (ö. 1184/1770), Karabaş Ahmed Efendi (ö. 1147/1735) adlı halifelerinin İstanbul’da açtıkları tekkelerde faaliyet göstermiş, Hafız Mehmed Efendi’nin Beykoz’da açtığı tekkenin yedinci şeyhi Mehmed Tevfik Efendi (ö. 1883), Cerrahi asitanesi postnişini Abdülaziz Zihni Efendi’den hilafet alarak tekkede Cerrahi şeyhliği de yapmıştır. Mehmed Tevfik Efendi, Ahmed Raufi’nin diğer halifesi İsmail Efendi’nin Yeniköy’deki tekkesinde vekaleten şeyhlik yaptığından bu tekke de Cerrahiliğe bağlanmıştır. Karabaş Ahmed Efendi açtığı tekkenin altıncı şeyhi Çöpatlamaz atıf Efendi (ö. 1835) Abdülaziz Zihni Efendi’nin halifelerindendir.

Hayatiyye’nin kurucusu Mehmed Hayati Efendi (ö. 1180/1766-67) Buhara’da doğmuş, ilk tahsilini burada yaptıktan sonra Edirne’ye gelmiş, Edirne’den Serez’e geçerek Lofçavi Ali Fazıl Efendi’nin halifelerinden Hüseyin Sirozi’den sülukünü tamamlayarak günümüzde Makedonya sınırları içinde bulunan Kırçova şehrine yerleşmiştir. Kırçova’dan Ohri’ye gelen Mehmed Hayati, şehir yöneticilerinin kendisini istememesi üzerine Ohri dışında açtığı tekkede vefatına kadar irşad hizmetinde bulunmuş, birçok halife yetiştirip çevredeki bölgelere göndermiştir. Kendisinden sonra tekkesinde posta oturan şeyhler sırasıyla şunlardır: Şeyh Osman (ö. 1198/ 1783-84), Şeyh Abdülkerim b. Osman, Şeyh Abdülhadi b. Abdülkerim, Şeyh Mehmed b. Abdülhadi, Şeyh İsmail Hakkı (ö. 1915), Şeyh Zekeriyya (ö. 1938), Şeyh Mustafa (ö. 1961), Şeyh Yahya (ö. 1989). Kırçova, Usturga, Manastır (Bitola), İştip, İlbasan (Elbasan), Ergirikasrı (Gjirokaster) gibi şehirlerde Hayatiyye tekkeleri bulunmaktadır.

Ohri Halveti  Hayatiyye Tekkesi, Makedonya

Hayati Efendi’nin şeyhi Hüseyin Sirozi aynı zamanda Halvetiyye’nin Şabani-Karabaşi koluna müntesip olduğundan Hayatiyye Karabaşiyye’nin kolu olarak da değerlendirilmektedir.

Kutbul Arifin EşŞeyh Osman Ramazani Halveti Kudduse Sırrahul Aliye

Hayatiyye silsilesinde yer alan Hüseyin Yeniceli’nin halifelerinden Osman Baba Prizreni’nin (ö. 1165/1752) Kosova-Prizren’de kurduğu Saraçhane Tekkesi Ramazaniyye’nin Rumeli’deki asitanesi durumundadır. Osman Baba’nın halifelerinden Hasan b. Ali Tiran’da, Şeyh Süleyman Rahova’da (Rahoveç), Şeyh İbrahim Damyan’da ve Şeyh Ahmed İşkodra’da Ramazani tekkeleri inşa etmişlerdir. Bunların dışında Kosova-Mitroviça, Yakova, Topaniça, Gilan, Deçan, Makedonya Üsküp-Vardar, Köprülü, Arnavutluk-Has, Luma, Aşağı Debre, Elbasan, Berat gibi Balkan şehirlerinde Ramazani tekkeleri açılmıştır. Ramazaniyye’de evrad olarak diğer bütün Halvetiyye şubelerindeki gibi Seyyid Yahya Şirvani’nin tertip ettiği vird-i settar (vird-i Yahya) okunur. Cehri ve devrani zikrin uygulandığı Ramazanilik’te devran tarzı Halveti-Sünbüliyye’deki gibidir.

Saraçhane Halveti Tekkesi, Prizren, Kosova

Prizren Saraçhane Tekkesi, Kosova’da 12 halveti tekkenin merkezi

Şeyh Abidin Shehu şu anda bu tekke’nin lideri. Komünizm döneminde din insanları üzerinde çok fazla baskı olduğunu belirtiyor. “Din resmi olarak yasaklanmadı, ama aslında tekke kapısının girişinde insanları daha sonra ölümcül duruma düşüren devlet güvenliği vardı. Bunu gören selefim müridlerine tekkeye gitmemelerini emreder. Bunun yerine onları ziyaret etti. Bu bir tehlike zamanıydı. Dolayısıyla o sırada tekke’nin rolü hayati öneme sahipti ” diye itiraf ediyor. Bu tekke, tüm Balkanlar için Halveti tarikatinin merkezi konumunda.

 

Abidin Shehu’ya göre, Prizren Saraçhane Halveti Tekkesine Şeyh Osman Baba’dan sonra Şeyhin oğullarından olan şu isimler Şeyhlik makamına oturmuşlardır:

  1. Şeyh Osman Baba
  2. Şeyh Ahmed b. Şeyh Osman (ö. 18.yüzyılın ikinci yarısı),
  3. Şeyh Sinan b. Şeyh Osman (1808-09),
  4. Şeyh Hüseyin b. Şeyh Sinan (ö. 1803-04),
  5. Şeyh Cemaluddin,
  6. Şeyh Sihabuddin,
  7. Şeyh Alaüddin (ö.1918),
  8. Şeyh Hüseyin (ö.1926),
  9. Şeyh Hasan (ö. 1955),
  10. Şeyh Necati (ö. 2001)
  11. tekkenin şeyhlik makamında bugün Şeyh Necati’nin oğlu Şeyh Abidin Baba oturmaktadır.

Tekkedeki Aşure Kazanları, Prizren

Bu tekke’nin ulusal rolü hakkında konuşan Şeyh Abidin Shehu, “Şeyh Hasan, Prizren özgürlük cephesinin yorulmak bilmeyen bir aktivisti olarak bir vatansever figürdür. Eserleri unutulmaz” diyor.

Rahovça Halveti Tekkesi, Rahovec, Kosova

Kosova’nın diğer önemli tekkelerden birisi de Rahovça kasabasına Şeyh Süleyman Efendi tarafından kurulan 1732 yılında Halveti tekkesidir. Rahovça kasabasının en büyük ve en eski tekkesi olma özelliğine sahip olmakla birlikte zengin el yazmaları barındıran bir kütüphaneye sahiptir. Bu eşsiz kıymetlere sahip olan tekke devlet koruması altına alınmıştır. Şeyh Süleyman Efendi de Şeyh Osman Baba’dan icazet alarak bu makama sahip olmuştur. Alışılmış bir halveti tekkesinin bütün özelliklerini içinde barındıran bu tekke büyük bir semahaneye, halvet odalarına ve kahve ocağına sahiptir.

Kosova’nın diğer Halveti tekkeleri şu şekildedir:

Kosova Kameniçesi köylerinden Topanica’da 1754 yılında Şeyh Zeynelabidin, bir tekke açmıştır. Rakovça köyünde de Şeyh Begzad bir tekke açmıştır, bu tekkenin II. Dünya Savaşı’nda yıkıldığı bilinmektedir.

İpek şehrinde ise Şeyh Süleyman tarafından 1893 yılında bir Halveti tekkesi kurulmuştur. Pir Osman Baba’nın halifelerinden Şeyh İbrahim’de Damyan’da bir halveti tekkesi kurmuştur.

Mitroviça şehrinde bugün hala faal olduğu bilinen Halveti tekkesini 19.yy de Şeyh Muhammed açmıştır. Bir Halveti tekkesi de Yakovalı Şeyh Halid tarafından Deçan kasabası yakınlarındaki Nevrokoz köyünde açılmıştır.

Prizren yakınlarında Lukinje köyündeki Halveti tekkesini de Şeyh Bekir açmıştır. Şeyh Osman tarafından Yumnik’de de bir tekke kurulmuştur.

Kosova’da Halvetilik’in Ahmediye Kolunun Sinaniye şubesine ait bir tekke de Prizren’de 17.yüzyılın başlarında Horosanlı Kutub Şeyh Musa tarafından açılmış ve 19. Yüzyılın sonlarına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Yine Prizren’de Sinaniye şubesine ait bir tekkede Şeyh Ali Recep Koro tarafından 1768 yılında inşa edilmiştir.

Kosova’nın Halveti tekkeleri bu şekildedir. Bu tekkelerden işler halde olanların bugün dahi Kosova toplumu üzerinde hakim bir gücü vardır, manevi öncüler olarak bilinen bu kimseler halk arasında yeri geldiğinde bir kamu gücü, yeri geldiğinde ise bir sosyal vakıf gibi hareket edebilmektedir. Bu ilgi çekici özellikleri sebebiyle ünlü Alman düşünür ve sosyolog Max Weber’de derviş/tekke kültürünü incelemiştir.

Halvetiyye sosyal, dini ve kültürel hayatta olduğu gibi siyasal alanda da kendini göstermiştir. Öyle ki II. Bayezid’ı Cem Sultan’a karşı destekleyen Halvetiyye, Bayezid’in saltanatında saraydan büyük yardım görmüş, zengin vakıf ve tekkeler kurmuştur. Yine bu dönemde Osmanlı Sultanlarının ve yüksek dereceli idarecilerinin mensup olduğu gözde tarikatlar arasında olmuştur. Sultan ve saray eşrafından bir çok kimse bu tarikatlara bağlanmıştır. Halvetilik, bir dönem için tarihi doğrudan yönlendirmiş, kolonizatör dini, kültürel ve siyasal bir güç olmuştur.

 

Kaynakça:

İslam Ansiklopedisi,

Mehmet Cemal Öztürk: Cerrahilik

tuicakademi

Saha Ziyaretleri

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?