DOLAR 8,1142
EURO 9,7813
ALTIN 461,06
BIST 1.377
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 22°C
Gök Gürültülü
Afyon
22°C
Gök Gürültülü
Sal 19°C
Çar 19°C
Per 20°C
Cum 24°C

Demir: Dik baş, tok karın, mutlu yarın

Demir: Dik baş, tok karın, mutlu yarın
01.05.2020
A+
A-

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle bir açıklama yapan Kamusen Afyonkarahisar İl Temsilcisi Mehmet Demir kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini korumak için çalıştıklarını söyledi.

Demir yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi: ”Bütün çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutluyoruz. “İlkemiz önce
ülkemiz” parolasıyla, başta devletimizin birliği ve bütünlüğü; milletimizin kardeşlik,
huzur ve mutluluğu olmak üzere “Dik baş, tok karın, mutlu yarın” diyerek kamu
görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için mücadele
ediyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak mücadelemizin, Devletimizin kuruluş felsefesine
uygun bir biçimde, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olduğunu özellikle
vurgulamak isteriz.
Bizler, ekmek kavgasının kutsallığına inanırız. Helal kazanç sağlarken hayatını
kaybedenlerin şehitlik mertebesinde değerlendirilmesi de emeğin mübarek bir değer
olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle, alın terini akıtıp, evine ekmek götürme telaşında
olan çalışanlarımızın, hak ettiği saygıyı görmesi ve emeğinin karşılığını alması
gerekmektedir.
Çalışanın hakkını alması için verdiğimiz mücadelede, sesimizin daha gür çıkması,
sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1
Mayıs’ı bir fırsat olarak görüyoruz. Ülkenin toplam gelirinden, herkesin adil miktarda
pay alamaması, paylaşım sırasında belli grup ya da kişilerin kollanması, gelir
dağılımının bozulmasına, haksızlığa ve yersiz zenginleşmeye neden olmaktadır. Haksız
kazanç ve yersiz zenginleşmenin sonucunda; açlık ve yoksulluk tehlikesiyle baş başa
kalan ve çalıştığı halde geçimini sağlayamayan bir toplum ortaya çıkar.
Ne yazık ki günümüzde çalışmak, düşük ücretler nedeniyle artık yoksulluğu önlemeye
yeterli gelir sağlamamaktadır. Hiçbirimiz çalıştığı, çabaladığı halde yoksul olmak
istemeyiz. Kimsenin emeğinin sömürülmesine göz yumamayız. Bu noktada ortak
çıkarlarımızı korumak için bir araya gelerek, güç birliği yapmamız zorunlu hale gelir.
Bu nedenledir ki 1 Mayıs’ın; emeğinden başka sermayesi olmayan çalışan, işsiz,

yoksul, esnaf ve ev hanımlarının bir araya gelerek hakları için seslerini yükselttiği ve
güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanıyoruz.
Geçtiğimiz yıl milli mücadelemizin başlangıcının 100. yılı olması münasebetiyle 1
Mayıs’ı milli mücadelemizin başlangıç noktası, Samsun’da büyük bir katılımla ve
coşkuyla kutlamış, milli birlik, milli egemenlik, milli devlet ve milli sendika için her
alanda yeniden milli bir mücadele başlattığımızı ifade etmiştik. Bu yıl da 23 Nisan
1920’de elde ettiğimiz milli egemenliğimizin 100. yılını kutlamanın coşkusu ve gururu
içindeyiz. Ne yazık ki, küresel salgın nedeniyle bu coşkumuzu alanlara, sokaklara,
işyerlerine taşıyamıyoruz.
İçinden geçmekte olduğumuz bu zor günlerde, hayatımızın normal akışında seyretmesi
işçisinden memuruna, zanaatkarından esnafına kadar her şart altında fedakârca emek
harcayan çalışanlarımız vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Bugün salgına karşı en büyük
gücümüz, başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere bütün kamu görevlilerimizin ve
çalışanlarımızın fedakâr hizmetleridir. Hepimizin sağlık kaygısı nedeniyle evlerine
kapandığı şu günlerde devletimizin posta, zabıta, belediye, itfaiye, güvenlik, ulaşım,
vergi, tapu, tarım ve ormancılık, diyanet, eğitim, sağlık, kültür, sanat, elektrik, su,
altyapı hizmetleri kesintisiz olarak devam ediyorsa elbette bunu canları pahasına
hizmet yürüten kamu görevlilerimize borçluyuz.
Böylesine olağanüstü bir dönemde kamu hizmetlerinin devamlılığının ve güvenceli
istihdamın önemi bir kere daha ortaya çıktı. Kamu görevlilerinin taleplerinin beyhude
bir istek değil bir gereklilik olduğu bir kere daha görüldü. Yaşananlar, bizlere emeğin
ne denli kutsal bir değer olduğunu bir kere daha gösterdi.
Bugüne kadar uygulanan sosyal ve ekonomik politikalar, işsizliği, sözleşmeli,
güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışmayı yaygınlaştırdı, reel ücretler azaldı, geçim
zorlaştı. Salgın nedeniyle işsizlik daha da arttı, gelir düştü, güvencesiz ve esnek
çalışmanın temel çalışma sistemi olabileceği dahi tartışılmaya başlandı.
Salgından sonra özellikle çalışma hayatının büyük bir dönüşüm yaşayacağı açıktır. Bu
dönüşümün çalışanlarımız aleyhine, güvencesizliği körükleyecek, ücretlerin
düşmesine neden olacak şekilde gelişmemesi için daha fazla örgütlenmeye ve her
zamankinden daha fazla mücadeleye ihtiyacımız olacaktır. İçinde bulunduğumuz
durum, yalnızca ülkemizin değil tüm dünyanın ortak sorunudur. Bizler bu sürecin
haklarımızın kısıtlanmasına değil emeğin ve emekçinin değerinin anlaşılarak haklarının
teslim edilmesine vesile olmasını istiyoruz.
Tüm çalışan örgütleri; bundan sonra görüş ayrılıklarını bir kenara komalıdır. İşçisiyle,
memuruyla, işsizi ve emeklisiyle hep birlikte büyümesine katkıda bulunduğumuz milli
gelirin hakça paylaşılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi ancak
adaletsizliğe “dur” diyen bireyler ve kurumların çoğalmasıyla mümkün olacaktır.
Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz,
• Huzurlu ve insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz.
• Esnek ve güvencesiz istihdam modellerinin kaldırılmasını, tüm kamu
görevlilerinin kadrolu, aile birliğinin teminat altına alındığı güvenceli bir istihdam
sisteminde tek çatı altına toplanmasını istiyor, Devletin memuruna sıfat olarak harfler
ve rakamlar değil, Devletin kadrolu memuru sıfatı yakışır diyoruz.
• Her alanda adalet ve liyakatin esas alındığı, hak eden memurun hak ettiği
göreve yükselebildiği bir sistem istiyoruz.
• Enflasyon kadar zam çıkmazından kurtulmak istiyoruz.
• Nimette de külfette de adalet istiyoruz. Büyümeden pay istiyoruz. Adil bir gelir
dağılımı istiyoruz.

• Ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde ücret alan kamu çalışanı
görmek istiyoruz.
• Kamu görevlileri ile birlikte tüm çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev
haklarını özgürce kullanabildiği bir ülke istiyoruz.
• Şeffaf ve adil bir yönetim istiyoruz.
• Çalışma barışını sağlamış, yönetime katılma hakkı olan çalışanlar görmek
istiyoruz.
• Geleceğe güvenle bakan, birbirine saygılı, mutlu, müreffeh, muasır medeniyet
seviyesinin de üzerine çıkmış bir toplum istiyoruz.
Türkiye Kamu-Sen olarak dayanışma ruhu içinde bir araya geldiğimiz, demokratik ve
sosyal haklarımızı elde ettiğimiz, adaletli bir yapı içinde, yeniden meydanları coşkuyla
doldurduğumuz 1 Mayıslarda buluşmak dileğiyle, tüm çalışanlarımızın Emek ve
Dayanışma Gününü kutluyoruz.” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi:
Tüm Hakları Saklıdır © 2020