Fazıl ŞENEL
Fazıl  ŞENEL
fazilsenel@gmail.com
Hadramiler ve Yayıldıkları Ülkeler
  • 0
  • 12 Temmuz 2020 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Daha önce Hadramiler ve Hadramut hakkında yazmıştık. Bir önceki yazımızın devamı niteliğinde, Hadramiler, yaşadıkları coğrafyalar ve İslam’ın yayılması noktasındaki katkılarına değinmek istiyoruz. Meşhur bazı Hadramilerden de bahsedeceğiz.

Alâ bin Hadramî (r.a.)

İslam tarihindeki en ünlü ve ilk bilinen hadrami, sahabe Alâ bin Hadramî (r.a.)‘dır.  İlk Müslümanlardandı. Uzun zaman Peygamberimizin sohbetinde bulunmuş, feyiz almıştı. İyi bir hatipti. İkna kabiliyeti yerinde, yu­muşak sözlü bir tabiata sahipti. Muhatabının içinde bulunduğu durumu nazara alarak konuşur, onu kırmamaya incitmemeye azami gayret gösterirdi.

Hz. Re­sû­lul­lah, Medine’de İslam Devletini kurduktan sonra bir yandan Medine’ye gelen heyetlerle meşgul olurken, diğer yandan da komşu devlet ve hükümdarlara elçiler göndererek onları İslam’a davet ediyordu.

İşte el­çi olarak vazifelendirilen bu sahabilerden birisi de Alâ bin Hadramî’dir (r.a.). Peygamberimiz onu Hicret’in 8. yılında, bugünkü Basra Körfezi’nin batı­sında bir sahil ülkesi olan Bahreyn’e gönderdi. Mecusi olan Bahreyn Hükümda­rı Münzir bir Sâvâ’ya da bir mektup yazdı. Hz. Ebû Hureyre’yi (r.a.) yanına al­masını ve yol arkadaşına iyi davranmasını tavsiye etti.

Alâ bin Hadramî hemen yola çıktı ve Bahreyn’e ulaştı. Bahreyn hükümdarı, Mekke’den bir peygamber çık­tığını işitmişti. Fakat İslamiyet hakkında bir bilgiye sahip değildi. Peygamberi­mizin elçisini hemen huzuruna kabul etti. Böylece Re­sû­lul­lah’a değer verildiği­ni, elçiye göstermek istiyordu. Hz. Alâ, Peygamberimizin (sav) mektubunu hükümdara takdim etti. Hükümdar saygılı bir biçimde mektubu aldı ve tercümanına vererek okumasını istedi.  Alâ bin Hadramî, mektubun okunması bittik­ten sonra şu mealde bir konuşma yaptı:

Ey Münzir! Şüphesiz sen dünya işlerinde büyük bir akla sahipsin. Bak, iyi düşün! Hiç yalan söylemeyen bir kimseyi tasdik etmemek, verdiği sözden hiç caymayan kimseye itimat etmemek, inanmamak sana yakışır mı?! İşte böyle olan o ümmi peygamberdir ki, vallahi aklı başında olan hiç kimse, hiçbir zaman onun emrettiği şeyin yasaklanmasını, onun yasakladığı şeyin de emredilmesi gerekeceğini söyleyemez.”

Münzir gerçekten akıllı bir insandı. Peygamber Efendimizin mektubu ve Alâ’nın konuşması üzerine biraz düşündü. Sonra da Hz. Alâ’dan İslamiyet hak­kında biraz daha bilgi vermesini rica etti. O konuştukça Münzir’in yüzünde iman nuru parlamaya başladı. Nihayet İslam sarayına girmek için daha fazla beklemeyi uygun bulmadı. Düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

Elimdeki saltanata baktım; onu, ahiret dışında, sadece dünyaya yarayacak şekilde buldum. Sizin dininize baktım; onun dünyayı da, ahireti de birlikte mütalaa ettiğini gördüm. Kendisinde dünyada rahat bir şekilde yaşama ve ahirette de ebedî bir hayat bulunan böyle bir dini kabul etmeme ne mâni var?” dedi ve Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu. Hükümdar Münzir’den sonra Mecusi rahip Sibuht’un da Müslüman olması, halktan birçok kimsenin daha İslamiyet’le müşerref olmasına sebep oldu.

Alâ bin Hadramî, Peygamberimize bir mektup yazarak müjdeli haberi arz et­ti. Bundan sonra da nasıl hareket etmesi gerektiği hususunda malumat istedi.

Peygamber Efendimiz, bu mektubu alınca çok memnun oldu. Alâ bin Hadramî’yi bu başarısından dolayı tebrik ve takdir etti. Bir taltif olarak da, bu bölge­nin İslam ülkesi olması üzerine onu Bahreyn valiliğine tayin etti. Bir mektup ya­zarak Bahreynlilere İslamiyet’i öğretmesini, zengin Müslümanlardan zekât, gayrimüslimlerden de cizye (vergi) alarak fakir halka dağıtmasını ve ihtiyaçtan fazlasını Medine’ye göndermesini emretti.

Alâ bin Hadramî, Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer zamanında da aynı vazifeye devam etti. Hz. Ömer daha sonra İran’daki bazı bölgelerin  fethiyle vazifeli olan or­dunun başına kumandan tayin etti. Bu büyük sahabi, kumandanlık vazifesini de başarıyla yerine getirdi.

***

Hadramiler Hint Okyanusunda hem batı kıyılarında, Kızıldeniz bölgesinde hem de Doğu Afrika‘da ve daha doğuda Hindistan, Sri Lanka, Malezya, Singapur ve Endonezya‘da yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir.

Hadrami Göçmenler, Surabaya, Endonezya

Hadramiler her gittikleri ülkeye özellikle ticaret nedeniyle deniz yoluyla ulaştılar, çok ciddi ticari bağlantılar kurdular ve gittikleri ülkelerde İslam’ın tebliğini ve yayılmasını sağladılar. Hadramiler sebebiyle müslüman olan bu toplumlar, onlar gibi Şafi mezhebine uydular.

Bu diaspora hakkında dikkat çeken şey coğrafi yayılım kadar bu ağların zamansal derinliğidir. Hadramiler muhtemelen 2000 yıldır Doğu Afrika’da bulunmaktadır ve yüzlerce yıldır Güney ve Güneydoğu Asya’da bulunmaktadır. Sonuç olarak Hadramiler, onları karşılayan topluluklar üzerinde derin etkiler oluşturmuş ve karşılıklı olarak Hadramut, göçmenler geri döndükçe eşit derecede derin etkilere maruz kalmıştır.


Mukalla eski liman

Bugün Hadramut, Yemen Cumhuriyeti’nin beşinci valiliği ve savaşın etkilerini sonuna kadar hissetmektedir. Ancak dar kıyı şeridi kozmopolit niteliktedir: petrol ve balıkçılık endüstrisi nedeniyle Yemen’in diğer bölgelerinden ve Doğu Afrika’dan emekçileri çekmektedir.

Hadrami dini liderliğinin etkisi İslam dünyasının haritası üzerinde açıkça görülebilir: Neredeyse istisnasız, Hint Okyanusu’nun Müslüman toplulukları, Hadramut Vadisindeki Tarim’de bulunan Şafi İslam okulunu takip ediyor.


Şafi mezhebinin yayılımı, koyu mavi

 


Endonezya’dan geri dönen bir hadrami göçmenin evi


 

MEŞHUR HADRAMİLER

Hasan Al-Bolkiah, Brunei Sultanı

Mari bin Amude Alkatiri, Doğu Timor eski Başbakanı

Ahmed bin Sumait, Zengibar eski Baş Kadısı

Bağımsız Doğu Timor‘un ilk başbakanı Mari Alkatiri ve Brunei Sultanı  Hasan al Bolkiah  gibi politikacılar ve yöneticiler ile 20. yüzyılın başlarında Zengibar‘ın baş kadısı Ahmed bin Sumait ve uzak kuzeni Singapur eski müftüsü Syed Isa Semait gibi dini liderler gibi köklerini Hadramut’a kadar takip ediyorlar.

Syed İsa Semait, Singapur eski müftüsü, soldan ikinci, Singapur Başbakanı ile yemekte

Gerçekten, Malezya’da ki Kuzey Borneo‘dan Afrika içlerindeki Victoria Gölü‘ne, Hindistan Kerala eyaletindeki Kozhikode‘dan Mozambik Maputo‘ya kadar, İslami dini liderlik neredeyse her zaman Hadramilerin ve torunları tarafından ifa edilmiştir.


Komor Adaları’nın eski büyük müftüsü olan Omar bin Sumait, bir Komor banknotunda.

Singapur, çeşitli ırklardan oluşan kozmopolit bir şehir devletidir. 1990 nüfus sayımı Çinlileri nüfusun yaklaşık% 74’ünde çoğunluk,% 14’ünde yerli Malezyalılar,% 10’dan azında Hintliler ve “diğerleri” dengesinde göstermektedir. Nüfus sayımı Arapların yaklaşık 7.000 olduğunu gösteriyor, ancak gayri resmi tahminler Arap sayısını 10.000’e yerleştiriyor. Aradaki fark, çok sayıda Arap topluluğunun resmi istatistiklerde Malay olarak sınıflandırılmasından kaynaklanıyor. Arap cemaati neredeyse tüm Hadrami kökenlidir.

Raffles Hotel Singapore

Hadrami El-Saggaf (Alsagoffs) ailesi, Singapur’un ünlü Raffles Hotel’in orijinal sahipleri ve büyük bir holding sahibidirler.

1819’da Singapur’a gelen ilk Araplar, Sumatra’daki Palembang, Syed Mohammed bin Harun al-Juneid ve yeğeni Syed Omar bin Ali al-Juneid isimli iki zengin tüccardı. Sayıları yavaş yavaş arttı ve 1846’ya kadar beş önemli Arap tüccar evi vardı. Singapur’daki al-Hidid ailesi, el-Kaffs ve el-Saggoff’larla birlikte zengin ve etkili bir aile olarak büyüdü.

Syed Abdul Rahman Alsagoff, Singapur

 

Sri Lanka, eski adıyla Seylan, nüfusunun yaklaşık %10‘u müslümanlardan oluşur. Bu müslümanlar Moors adı ile anılmaktadır ve büyük bir çoğunluğu Hadrami kökenlidir.

Yeşil renkli alanlar, Sri Lanka’da Müslümanların çoğunlukta olduğu yerleri göstermektedir.

Sri Lanka Müslümanları

Hadramut’tan Afrika’ya göç en azından birinci yüzyıla kadar uzanmaktadır. İslami dönem İslamiyet öncesi dönemden daha iyi belgelenmiştir ve dört ana yer olduğunu gösterir: (a) Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu; (b) Komor Adaları, Mozambik ve Kuzey Madagaskar dahil olmak üzere Doğu Afrika kıyıları; (c) Güney Afrika; ve (d) Afrika içi (Tanzanya, Kongo, Kenya ve Uganda).

Najib Balala, Kenya Turizm Bakanı

Ahmed Abdallah Mohamed Sambi, Komor eski Cumhurbaşkanı

 

Mohammed Al Amoudi, Etiyopya’nın en zengin işadamı

 

Said Salim Bakhresa, Tanzanya’nın en zengin adamı

 

Suudi Arabistan’a göç eden çok sayıda Hadrami ailesi mevcut olup, bunlar, ticaret dünyasında çok ciddi yer edinmişlerdir.

Ahmed Salim Bugşan, Bugşan Holding, Suudi Arabistan

Bin Ladin Ailesi 20. yüzyılın başlarında batı Hadramut’taki Wadi Duan’dan Cidde’ye göç eden Hadrami bir ailedir.

Endonezya da yaklaşık 10 milyon kişinin Hadrami kökenli veya melezi olduğu tahmin ediliyor. Ülkenin ticaretinde, siyasetinde ve ilim alanında söz sahibidirler. Endonezya’nın hemen hemen her adasında yerleşmişlerdir.

Seyyid Abdullāh bin Şeyh el-Aydarūs, 16. yüzyılda yaşayan Hadrami kökenli bir ilim adamı ve mutasavvıftır. Seyyid Ebu Bekir el-Aydarūs’ın soyundan gelen Bā Alawiyyah kolunun el-ʿAydarūs dalını oluştururlar.

Abdullah, Endonezya‘nın Sumatra adasındaki Açe (Aceh) bölgesindeki en eski Hadrami Arap yerleşimcileri arasındaydı ve ondan sonra gelen akrabalarının çoğu gibi, Açe’nin Naqib’i (dini lideri) olarak görev yaptı. Açe Sultanlığı’ndan Sultan Alauddin Mansur Şah (saltanat 1577-1585) Abdullah’ı kızıyla evlenmeye ikna etti ve oğlu Zeynel Abidin bu evlilikten doğdu. Daha sonraki yıllarında, 1609 yılında vefat edene kadar yerel bir köy olan Kampung Pasir Putih’de hayatını sürdürdü.

Abdullah’ın oğlu Zeynel Abidin el-Aydarus ondan sonra dini bir lider oldu ve Johor’a taşındı; burada, Sekudai Bendahara’sı Tun Jenal’ın kızı olan Tun Kaishi ile evlendi  ve Bendahara’nın ailesi ile kalırken Malayca “Tun Dagang” adını aldı.

 

Anies Rasyid Baswedan, Jakarta Valisi, Endonezya

Enis Baswedan, daha önce Eğitim Bakanlığı da yapmış olan ve halen Jakarta Valiliğini yürüten, ülkenin en parlak siyasetçileri arasında gösterilen bir akademisyendir. Ülkenin bağımsızlık kahramanı Abdurrahman Baswedan’ın torunudur.

Fotoğraf, Jakarta’da Valilik konutunda düzenlenen toplantı sonrası çekinilmiştir.

 

Sultan Hamid II, Şerif AbdülHamid Alkadri, 8. Pontianak Sultanı ve sonrasında Batı Kalimantan Başkanı. Borneo Adası.

 

Fuad Hassan, Endonezya Eğitim eski Bakanı

 

Haidar Bagir, işadamı,yazar,hayırsever

 

Haddad Alwi Essegaff, İlahi ve Ezgi sanatçısı, 1966

 

Ali bin Abdurrahman al-Habshi,  Habib Ali Kwitang, İslam Alimi, 1870-1968

 

Jafar Umar Thalib, İslam Alimi ve siyasetçi, Laskar Jihad hareketi kurucusu, 1961-2019

Alim Algadri, Hadramut’tan Hindistan Surat’a yerleşti, oradan evlendi, sonra Endonezya Java’ya yerleşti, ticaretle uğraştı.

 

Hamid Algadri, Bağımsızlık kahramanı, siyasetçi, 1912-1998

 

Ali Alatas, Dışişleri eski Bakanı, siyasetçi, 1932-2008

 

Malezya‘da da aynı Endonezya’da olduğu gibi çok uzun yıllara dayanan ve ülkenin ekonomik, siyasi ve ilmi alanlarında etkin çok sayıda Hadrami kökenli insan yaşamaktadır.

Seyyid Muhammed Naqib Al-Attas, 1931, İslam Alimi ve Filozofu, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinin kurucusu

Seyyid Muhammed Nakib el-Attas, Doğuda ve Batıda akademi dünyasının, ismini, “Bilginin İslamileştirilmesi” kavramına önemli katkıda bulunan bir bilim adamı olarak tanıdığı, Malay coğrafyasının son dönemde yetiştirdiği önemli bir şahsiyet.

Nakib El-Attas, Attas ailesinden geliyor. Dedesi, Cava Adası’nın önemli şehirlerinden Bandung’da yerleşik bir Arap göçmeni olan Seyyid Abdullah el-Attas bin Muhsin. Dede el-Attas’ın, Bandung’dan, 19. yüzyıl ikinci yarısında Singapur’a geçtiğini görüyoruz.  Singapur, aynı zamanda, bir yandan envai çeşit misyonerler, önce İngiliz Doğu Hint Şirketi, ardından 1867’den itibaren İngiliz Sömürge Yönetimi’nin eğitim faaliyetleri, öte yandan “peranakan” adı verilen Hintli Müslümanların yayıncılık ve eğitim faaliyetleri ile neredeyse tüm Güneydoğu Asya’nın “modern aydınlanmacı” ruhunun depreştiği yer olarak öne çıkar.

Kendisi dede tarafından Seyyid ve nine tarafından Türk asıllı. Babaannesi Rukiye hanım, Sultan Abdülmecid tarafından Johor Sultanı İbrahim beyle evlendirilmiş. Eşi vefat edince, dede el-Attas ile evlenmiş. Bu evlilik, Ali el-Attas ve 20. yüzyıl Malay dünyasının entelektüel ortamına ‘renk katacak’  bireylerin dünyaya gelmesine vesile oldu. Nakib el-Attas bu neslin önemli temsilcilerinden biri olmakla dikkat çekiyor.

Zeti Akhtar Aziz, Malezya Merkez Bankası Başkanı

 

Syed Hamid bin Syed Jaafar Albar, Malezya eski Bakanı ( Savunma, Dışişleri,  Adalet, İçişleri )

 

Habib Alwi bin Thahir al-Haddad, 1884-1962, İslam alimi, Johor Müftüsü, Malezya

 

Şah Celal, Suhreverdi şeyhi,  1271-1346, Konya Doğumlu, Sylhet, Bangladeş’te medfun

 

Ahmad Abdullāh al- Masdūsī, 1905-1968, Avukat ve aktivist, Pakistan

 

Syed Ahmed El-Edroos, General, Haydarabad Devleti Genel Kurmay Başkanı, Hindistan,  1899-1962

 

Subhani ba Yunus, Aktör, Pakistan, 1931–2006

 

Habib Omar bin Muhammad bin Salim bin Hafiz, 1966, İslam Alimi, Abu Dabi

 

Buraya yazabildiklerimizin dışında da çok sayıda etkin, tüccar, siyasetçi, devlet adamı, alim, fakih ve mutasavvıf yetiştirmişlerdir. Günümüzde, bu coğrafyaları da aşıp, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Avustralya ve Güney Afrika’ya da uzanmışlar ve etkin rol oynamaya devam etmektedirler.

 

 

Kaynaklar;

Sahabeler Ansiklopedisi

Iain Walker

Ameen Ali Talip

Anne K. Bang

Dünya Bizim

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?