Fazıl ŞENEL
Fazıl  ŞENEL
fazilsenel@gmail.com
Libya hukuken Türkiye ile birliktedir – 2
  • 0
  • 2111
  • 25 Mayıs 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Bugün Libya çatısı altında bulunan Trablus (Tripolitania), Bingazi (Cyrenaica) ve Fizan (Fezzan) bölgeleri geçmişte birbirinden ayrı ayrı bölgelerdi. Osmanlı döneminde Trablusgarb Beylerbeyliği’nin altında birleştiler. Berka bölgesi denilen Bingazi’nin de içinde bulunduğu bölge Memlük Devleti’ne bağlıydı. Ancak hakimiyet Berka Arapları’ndaydı. Mısır’ın fethinden sonra Berka bölgesi Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlılar bölgede hakimiyeti tam olarak 1578’de kurdular ve bu üç bölgeyi tek bir beylerbeylik altında birleştirdiler.

Libya’da etnik gruplar

1877 yılında kurulan Osmanlı Meclisi’ne Trablus üç vekil gönderdi. 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Hums’tan bir, Bingazi’den iki, Trablusgarb’tan üç, Fizan’dan bir ve Cebeligarb’tan bir vekil olmak üzere toplam sekiz milletvekili Meclis’te Libya’yı temsil etti.

Trablusgarp Savaşı akabinde 12 Ekm 1912’de imzalanan Uşi Antlaşması ile Libya’daki fiili Osmanlı hakimiyeti sona ermekle birlikte, hukuken Osmanlı’ya bağlılığı benimsendi.

Libya Neden Önemli?

 

Libya için bütün dünyanın bu kadar ilgilenmesi, söz ve hak sahibi olmaya çalışmasının nedenlerini kısaca şöyle maddeleyebiliriz;

1.) Jeopolitik Konumu

2.) Yeşil Dağlar Konusu (الجبل الأخضر‎ al-Jabal al-Akhḍar, The Green Mountains)

3.) Enerji ve Hidrokarbon Rezervleri (Petrol ve Doğalgaz)

4.) Artan Nüfus ve Geniş Toprak büyüklüğü

5.) Askeri ve Ticari Konum

 

konuları kısaca açıklamaya çalışalım.

Libya’nın Jeopolitik Konumu

Kuzey Afrika’da bulunan Libya, Tunus, Cezayir, Nijer, Çad, Sudan, Mısır ve Akdeniz ile sınırları paylaşıyor. Kıyı boyunca Akdeniz iklimine ve ülkenin geri kalanında çöl iklimine sahiptir. Yağışların büyük bir bölümü Kasım ve Mart ayları arasında görülür. Yaklaşık 1.800.000 kilometrekarelik bir alana sahip olan Libya, Afrika’nın bölgeye göre dördüncü, dünyanın 17. büyük ülkesidir.

Libya’nın nüfusu 6.854.000 ve nüfus yoğunluğu km kare başına 4.1’dir. Nüfusun yaklaşık % 80’i Akdeniz kıyılarında yaşamaktadır. Trablus başkent, ana liman, ticaret merkezi ve en büyük şehirdir. Nüfusu yaklaşık 1.3 Milyondur.

Kuzey Afrika’daki doğu batı veya kuzey güney bütün ticaret yollarının kesişim noktasındadır. Akdenize 1770 km kıyısı bulunmaktadır ve doğudan batıya bütün önemli limanları barındırmaktadır. Limanlarının bir çoğu dünyaya petrol arz eden önemli limanlardır.

Yeşil Dağlar

Yeşil Dağlar kırmızı daire içinde

Libya’nın doğusunda, Bingazi, Derne ve Tobruk Şehirlerinin de eteklerinde olduğu dağlık araziye Yeşil Dağlar bölgesi deniliyor. Bu bölge iklim açısından yaşanabilir ve ekilebilir arazilerin olduğu, sulak ve bereketli topraklara sahiptir. Libya’nın geri kalan çöl arazisine benzemeyen, görenleri şaşırtan bir bölgedir.

Yeşil Dağlar, Libya

Nüfus yoğunluğunun çok fazla olmadığı bu bölge için batılı devletler ve israil, uzun zamandır bir plan içerisindeler. Özellikle Batı Şeria ve Gazze bölgesinde ki Filistinlileri, Yeşil Dağlar bölgesine yerleştirmeyi ve dolayısıyla Filistin’i tümüyle işgal etmeyi planlıyorlar. Kaddafi rejiminin bu plana karşı olması nedeniyle epeydir askıda idi. Kaddafi’den sonra Libyayı 3’e bölme ve yeşil dağlar planlarını gerçekleştirebilmek için tüm taşeronlarını kullanmaya başladılar.

Yeşil Dağlar ve bereketli arazisi

Libya’nın nüfusunun yaklaşık %25’i (yaklaşık 1.65 Milyon) bu bölge etrafında yaşıyor. Batılılar ve israil bu bölgeye 4 milyon Filistinliyi yerleştirmeyi planlıyorlar. Bunun için hafter ve destekçilerini taşeron olarak kullanıyorlar.

 

Enerji ve Hidrokarbon Rezervleri

 

Libya, önemli bir petrol üreticisidir ve petrol ihracat kazançları GSYİH’nın yarısına yakın katkıda bulunmaktadır . Aynı zamanda 2009 yılında Avrupa’ya yaklaşık 9.9 milyar metreküp doğalgaz (hem LNG hem de boru gazı olarak) ihracat yapmıştır. Libya hükümeti, enerji sektöründe doğal gaz kullanımını yaygınlaştırmak için ülkenin doğal gaz üretimini önemli ölçüde artırmayı planlamaktadır.

GSYİH’nın yaklaşık% 20’sini oluşturan petrol dışı imalat ve inşaat sektörleri, çoğunlukla tarım ürünlerinin işlenmesinden petrokimya, demir, çelik ve alüminyum üretimini kapsayacak şekilde genişlemiştir.

Libya;

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi ,

Afrika’nın en geniş kanıtlanmış ham petrol rezervlerinin sahibi

ve Afrika’nın kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin beşinci büyük sahibidir.

 

Libya, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne (OPEC), Libya’nın petrol ihraç etmeye başlamasından bir yıl sonra, 1962’de katıldı. Libya, kıtadaki en büyük kanıtlanmış ham petrol rezervine sahiptir. Libya çoğunlukla Avrupa pazarlarına ihraç ettiği hafif, tatlı (düşük kükürtlü) ham petrol tedarikine önemli bir katkıda bulundu.

Libya’nın hidrokarbon üretimi ve ihracatı son on yıldır yaşanan huzursuzluktan önemli ölçüde etkilenmiştir. 2011 de başlayan iç savaştan dolayı üretimi o yıl neredeyse durmuştur.

Libya’nın petrol üretimi 2012 yılında toparlandı, ancak iç savaştan önceki seviyelerin altında kaldı. 2013’ün ortalarında, Petrol Tesisleri Muhafızları’nın (PFG) bir şube lideri olan İbrahim Jidran liderliğindeki protesto ve kapanışlar, Libya’nın petrol üretiminin çoğunun kapanmasına neden oldu. Bazı limanları yeniden açmak için anlaşmalar yapıldıktan sonra 2014’ün ikinci yarısında petrol üretimi bir miktar toparlandı, ancak 2014’ün sonlarına doğru büyük aksaklıklar tekrarladı ve sonra günümüze kadar da bir türlü toparlanamadı. Hala devam eden iç savaş nedeniyle kuyu üretimleri ve boru hattı çalışmaları çoğu zaman durmak zorunda kalmaktadır.

Libya’nın ekonomisi büyük ölçüde hidrokarbon üretimine bağımlıdır. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, petrol ve doğal gaz 2012 yılında toplam devlet gelirinin yaklaşık% 96’sını ve ihracat gelirinin% 98’ini oluşturdu. Libya’nın ihracat gelirinin yaklaşık% 79’u ham petrol ihracatından geliyor ve bu da 2012 yılında yaklaşık 48 milyar dolar net gelire tekabül ediyor.

 Libya’nın petrol ve doğal gaz altyapısı haritası 

Petrol 

Petrol ve Gaz Dergisi’ne (OGJ) göre LibyaAfrika’nın en büyük (kıtanın toplamının % 38’ini oluşturuyor) ve dünyanın dokuzuncu büyük miktarını oluşturan 48 milyar varil ham petrol rezervini kanıtladı.  Ayrıca, Libya, hükümetin keşfedilmemiş bir potansiyele sahip olduğuna inandığı altı büyük sedimanter havzaya sahiptir – Sirte, Murzuk, Ghadames, Cyrenaica, Kufra ve Akdeniz. Libya’nın geri kazanılabilir rezervlerinin yaklaşık% 80’i ülkenin petrol üretim kapasitesinin de büyük bir kısmını oluşturan Sirte havzasında yer almaktadır. Libya’nın çoğu henüz keşfedilmemiş durumdadır ve devam eden sivil huzursuzluk ve iç savaş, büyük çaplı bir arama programını engellemiştir.

Dünya Petrol Rezervleri açısından ilk 10 ülke

Doğal gaz

Petrol sektöründe olduğu gibi, Libya’nın doğal gaz endüstrisi 2012 yılında toparlandı, ancak üretim hala savaş öncesi seviyenin altında kaldı. Libya’nın doğal gaz’da üretici ve rezerv sahibi olarak sıralanması petrol kadar önemli değildir. Doğal gaz üretiminin yaklaşık yarısı Greenstream boru hattı ile İtalya’ya ihraç edilmektedir. Geri kalanı enerji üretiminde ve rafinerilerde kullanılmaktadır.

Aslında Libya, 1971 yılında Marsa El Brega’daki sıvılaştırma tesislerinden ihracata başlayarak dünya LNG ticaretine ikinci giren ülke olmuştu. Esso tarafından inşa edilen ve işletilen LNG tesisleri şu anda bir yan kuruluş olan Sirte Oil Company tarafından düşük kapasitede işletiliyor.  Orijinal tesis, son LNG ürününü üretmeden önce propan, bütan ve etan gibi “daha ağır” gaz sıvılarını (LPG) besleme gazı akımından çıkarmak için tasarlanmamıştır. Bu ağır gaz sıvıları, tipik boru hattı kalitesindeki gaza kıyasla çok yüksek kalorifik ısıtma değerleri (Btu içeriği ile ölçülen) içerdiğinden, Libya LNG, aşağı akım (down stream) gaz piyasalarında daha fazla işlem yapılmadan tüketim için çok “fazla iyi” olmuştur. BM ve ABD yaptırımlarının varlığı, LNG’ye işlenmeden önce ağır sıvıların uzaklaştırılması için gerekli teknoloji ve ekipmanın ithalatını etkili bir şekilde engelledi. Sonuç olarak, Marsa El Brega LNG tesisi, yıllık 3,5 milyar metreküp gazlık kapasitenin sadece üçte biri işletilebildi.

Türkiye ile Libya arasında; her türlü hidrokarbon araştırılması, üretimi, iletimi, depolanması, limanlarda yüklenmesi ve ticareti dahil bir çok konuda işbirliği yapılmasına yönelik anlaşmalar yapılmış olup, Türk şirketlerinin (TPAO, BOTAŞ vb) bu konuda çalışma yapmaları beklenmektedir.

 

Afrika’da Doğalgaz Rezervi açısından Ülkeler

OGJ, Libya’nın doğal gaz rezervlerinin 53 trilyon metreküp olduğunu kanıtladı ve Afrika’daki beşinci en büyük doğal gaz rezervi sahibi oldu. İç savaştan önce, doğal gaz araştırmalarına yeni keşifler ve yatırımlar bekleniyordu ancak olaylar nedeniyle bu çalışmalar akim kaldı. Savaş sonrası Libya’nın kanıtlanmış rezervlerini artırmak için başta Akdeniz havzası olmak üzere çalışmalara devam edilecektir.

Elektrik

Elektrik üretimi 2000’den 2010’a kadar ikiye katlandı. Libya’da elektrik üretimindeki büyümeye ve yüksek bir elektrifikasyon oranına rağmen, Libya düzensiz elektrik kesintilerinden muzdarip durumda.

Libya Elektrik Üretim ve Tüketim Eğrisi

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2012 yılı son tahminlerine göre, kırsal alanlarda yaşayan Libyalıların% 99’u ve kentsel alanlarda yaşayan tüm Libyalıların, Afrika ülkeleri arasında en yüksek elektrifikasyon oranlarından biri olan elektriğe erişimi vardı. Bu yüksek oranlara rağmen, ülke, petrol ve doğal gaz sahaları operatörleri de dahil olmak üzere son kullanıcılara elektrik kesintilerinin neden olduğu elektrik kesintilerinden muzdariptir. Elektrik kesintileri Agoco ve Mellitah tarafından işletilenler de dahil olmak üzere Libya’nın en büyük petrol sahalarındaki üretimi etkiledi.

Kurulu elektrik üretim kapasitesi 2002’de 4,7 gigawatt’tan 2012’de 7,1 gigawatt’a kadar% 50 büyümüştür. Elektrik üretimi ise daha yüksek bir hızla, 2000’den 2010’a kadar iki kattan fazla artmıştır. Elektrik üretimindeki büyüme, özellikle yaptırımların kaldırılmasından sonra, daha yüksek ekonomik büyümeyi ve petrol ve doğal gaz sektörlerine daha fazla yatırımı yansıtmaktadır. Libya’nın enerji santralleri tamamen petrol ve doğal gaz ile besleniyor.

 

Artan Nüfus ve Geniş Toprak büyüklüğü

Libya nüfusu çok hızlı bir büyüme trendindedir. Savaş ve karışıklık nedeniyle son 10 yıldır yılda ortalama % 1.5 artmaktadır.  Daha önce %3 ile %5 arasında bir artışa sahipti.

Nüfus yaş ortalaması 29 olmakla birlikte nüfusun çoğunluğunu gençler oluşturmaktadır.

Geniş toprak büyüklüğünün, hem yeraltı kaynakları açısından hem de yeni teknolojiler sayesinde çöl arazilerinin ekilebilir ve yaşanabilir hale getirilebilmesi açısından önemi büyüktür. Yeni teknolojilerle deniz suyunun sadece güneş enerjisiyle arıtılarak ziraatte ve içme suyunda kullanılabilmesi çok ucuza mümkün olabilmektedir. İleride çöllük arazilerin ormana dönüştüğünü görmek hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

 

Askeri ve Ticari Konum

 

Libya’nın bu kadar potansiyeli, jeopolitik ve jeostratejik konumu ve ekonomik zenginlikleri olunca, ister istemez batılı devletlerin iştahını kabartmaktadır.

Bu noktada ülkenin istikrar ve güvenlik açısından güçlü bir askeri desteğe ihtiyacı vardır.

Türkiye bu noktada, diğer batılı devletler gibi sömürmek değil,  gönülden ve tarihten bağlı olduğumuz Libya’ya her konuda destek verme konusunda kararlıdır.

 

Libya Türkiye için neden önemlidir?

 

Türkiye’nin Libya ile var olan tarihi ve kültürel bağları yanında, coğrafi açıdan komşuluk ilişkileri de kayda değer önemdedir. Türkiye’nin Libya ile gündemde olan ilişkilerinin temelinde 500 yıl öncesine dayanan bir arka plan vardır. Bu koskoca tarihi geçmişte Kanuni’den II. Abdülhamid’e, Mustafa Kemal’den Bülent Ecevit-Necmettin Erbakan hükümetine uzanan hatıralar vardır.

Öte yandan, Libya yönetimi 1974 yılında Kıbrıs Türklerinin imdadına koşan Türk askerine, Batılı güçlerin tepkisine rağmen askeri destek vermiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’na başlayıp milleti emperyalist işgalcilere karşı örgütlemeden önce Libya’daki halkı 1911 yılında direnişe hazırlaması, üstünde ayrıca önemle durulması gereken bir durumdur. Milli Mücadele döneminde ise, Libya’dan Anadolu’ya gelen dostu Ahmet Şerîf es-Senûsî de yanındaydı. Türkiye-Libya dostluğu, bu tecrübelerden hareketle, bölgede barışın tesis edilmesinde yine belirleyici olacaktır.

Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz’de olup bitene kayıtsız kalması, iktidarda hangi hükümet olursa olsun, Ankara’nın jeopolitik ve jeostratejik konumunu doğrudan olumsuz etkileyecektir. Osmanlı devletinin çöküşünü etkileyen faktörlerden biri de Akdeniz’deki deniz egemenliğini yavaş yavaş kaybetmesine rağmen buna karşı bir çözüm geliştirememesiydi. Bugün Türkiye’nin Libya’da bulunması, “İskenderun Körfezi’ne sıkıştırılma projesinin” akamete uğratılması anlamını taşıyor. Öyle ki Türkiye Akdeniz’de varlığını sürdüremezse, Doğu Akdeniz’de Türk gemi ve uçaklarının izinsiz seyirleri bile tehlikeye girecektir.

Ayrıca, her iki ülkenin Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgelerinin korunumu iki ülkenin birlikte hareket etmelerini gerektirmektedir.

Anadolu ve Afrika platolarının yaklaşık sınırları, kırmızı çizgi

Anadolu platosu Avrasya ve Afrika platolarına göre 10 Milyon yıl daha genç bir platodur. Jeolojik olarak oluşumu, Avrasya, Afrika ve Arabistan platolarının sıkıştırması sonucu oluşmuş olup, bu nedenle hidrokarbon kaynaklar açısından diğerlerine göre daha fakirdir.

Türkiye’nin Mavi Vatan diye adlandırdığı, kıta sahanlıkları ile Münhasır Ekonomik Bölge ilan ettiği bölgeler, Afrika platosunu da içermektedir. Enerji Bakanlığımızın son yıllarda atak yaparak milli off-shore arama ve sondaj gemileri ile faaliyete girmesi takdire şayandır. Afrika platosunda petrol ve gaz bulma olasılığı diğer bölgelere göre 50 kat daha fazladır. Kaldı ki bizim MEB sınırlarımızın hemen yanındaki komşu sahalarda israil, Mısır ve Kıbrıs rum kesimi sondaj yapmış ve gaz rezervlerine ulaşmış durumdalar.

 

Şüphesiz Türkiye’nin Libya’daki varlığı, BM nezdinde meşruiyeti tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) ayakta kalmasını sağlamak ve aynı zamanda Libya halkının emperyal güçlere karşı birlik ve bütünlüğünü korumak, bağımsızlığını ve iç barışını garanti altına almak anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi, bir devletin siyasal sınırları yanında jeopolitik ve jeokültürel sınırları da vardır. Bu bağlamda, Akdeniz’deki varlığını ve çıkarlarını koruyabilmesi açısından, Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik sınırlarının Libya’dan başladığını ifade etmek abartı değildir. Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma yolundaki en önemli adımlarından birinin, Kanuni Sultan Süleyman devrinde olduğu gibi güçlü bir deniz gücü kapasitesine sahip olmaya bağlı olduğu apaçık bir gerçekliktir. Türkiye’nin teşebbüsleri, ülke çıkarlarını ve bölge barışını korumak adına çok mühimdir ve tarihi öneme sahiptir.

Yunanistan, tek taraflı olarak Libya’nın 39 bin km2’lik deniz alanını gaspa çalıştı

Zaten Yunanistan ve Rum Kesimi, Batı’nın desteğiyle uzun bir süre Libya’yı bu gaspı kabul etmeye zorlamıştı.

Ancak burada önemli bir ayrıntı daha vardı. Yunanistan, sadece Libya’nın değil Türkiye’nin de deniz yetki alanını gasp etmişti. Yunanistan’ın, 2014 yılında ilan ettiği ruhsat sahalarından 15 No’lu sahanın Türk kıta sahanlığı ile çakışmakta, 20 No’lu sahanın ise Libya kıta sahanlığında yer aldığı görülüyor.

İşte Türkiye bu uluslararası hukuka gaspı önlemek adına da harekete geçti. Uzun süredir bu konuda çalışmalar yapan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Dr. Tümamiral Cihat Yaycı’nın gerek basımı yapılan “Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomi Bölge (MEB) Kavramı” kitabında gerekse Güvenlik Strateji Dergisi’nin 2011 yılı 14’üncü sayısında basımı yapılan “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” makalesinde bu yönde çarpıcı bilgilere yer vermekte. Yaycı, kitabında Türkiye ile Libya’nın dünyanın bir derecelik eğimi dikkate alındığında karşılıklı kıyıları olduğunu vurgulamakta. Yaycı Bu nedenle Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik ivedilikle bir andlaşma yapılması gerekmektedir vurgusu yapmaktaydı.

Türkiye-Libya karşılıklı kıyılarını gösteren harita

Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti 27 Kasım 2019’da iki ülkenin uluslararası hukuktan doğan haklarının muhafazası için “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalamıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Sarraj arasındaki görüşmeler sonucunda her iki ülkenin dışişleri
bakanlarınca imzalanan mutabakat iki ülkenin Akdeniz’de karşılıklı kıyıları arasında deniz yetki alanları sınırını belirlemiştir. Kontrol Türk ve Libya deniz kuvvetlerine geçmiştir. Rumlar, Yunanistan, Mısır ve İsrail Doğu Akdeniz’de istediği gibi cirit atamayacaktır.

Esas mesele bu harita. Türkiye, Libya ile birlikte kendi geleceğini kurtarmak için şu an çabalıyor. Bu meseleyi siyaset üstü görüp, bu mücadeleye sonuna kadar destek vermek gerekiyor.

Özetle hafter kazanırsa ABD, AB, İsrail, Yunanistan, Rumlar, Suud, BAE, Mısır;

meşru hükümet kazanırsa Libya, Türkiye, KKTC kazanacak.

Libya’da Türkiye üretimi İHA ve SİHA‘lar sayesinde UMH ciddi bir hava üstünlüğü kurdu, bilinen 11 tane pantsir hava savunma sistemini , üstelik aktif durumda ve radarları çalışıyorken, bertaraf etti. Bir çok şehirde ve yerleşim yerinde sivillerin can güvenliğini güvenceye aldı.

 

Türkiye destekli UMH güçlerinin 18 Mayıs’ta Trablus’un güneybatısındaki stratejik Vatiyye üssünü almasıyla birlikte darbeci Hafter’in batı cephesi çöktü.

UMH güçlerinin sahada elde ettiği başarılar Libya krizinin küresel aktörlerini teyakkuza geçirmiş ve UMH alan kazandıkça “gerilimi azaltma” söylemi daha fazla dillendirilmeye başlanmıştır. Özellikle UMH’nin SİHA’ları etkin kullanarak Hafter milislerinin ikmal hatlarını kesmesinin Hafter destekçilerini paniklettiği görülmektedir.

Vatiyye üssü

Başkent Trablus ablukasının tümüyle çökmesi için sırada Tarhuna ve Beni Velid var. 2014’den beri Trablus’u baskı altında tutan Vatiyye üssünün UMH kontrolüne geçmesi hem sembolik bir zafer hem de askeri dengeyi daha da değiştirecek bir imkân olmuştur. Türkiye’nin, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı birliklere askeri eğitim desteği sağlayabileceğini, Libya’da bir askeri üssün (muhtemelen Vatiyye üssünde) kurulabileceğini, bu durumların yeterli olmadığı durumlarda ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını koruyabilmek için Libya’da doğrudan bir askeri operasyon gerçekleştirebileceği söyleyebiliriz.

Akıncı‘nın göreve başlamasıyla bölgede dengeler çok daha fazla değişecek

Libya‘da meşru UMH‘nin devam etmesi, Türkiye‘nin Akdenizdeki Münhasır Ekonomik Bölgesinin garantiye alınması için önemlidir. Türkiye’nin güvenliği sınırlarından değil Komşu dost ülkelerin sınırlarından itibaren başlamaktadır.

 

kaynaklar:

EIA

AA

TRT

SETA

Saha Çalışmaları

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?