Fazıl ŞENEL
Fazıl  ŞENEL
fazilsenel@gmail.com
Türkiye’de Yerli ve Yenilenebilir Enerji Devrimi
  • 0
  • 1161
  • 07 Haziran 2020 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Türkiye’de enerji üretimi 1980’li yıllara kadar kömür ve su kaynaklı idi. İlk yapılan kömür santralleri enerji ihtiyacına cevap verirken çevre olgusu gözardı edilmişti. Daha çevreci olan hidroelektrik santraller, hem uzun sürede devreye giriyor hem de daha pahalıya mal oluyordu. Keban Barajı 1974 yılında devreye girmişti. Cumhuriyet döneminde inşa edilen ilk termik santral ise Çatalağzı termik santrali, Zonguldak’da bulunmaktadır.

Keban Barajı

Çatalağzı Termik Santrali

Türkiye ekonomisi büyüdükçe enerjiye olan talep de hızla büyümeye başladı. Ayrıca nüfus da hızla artıyor ve şehirleşme hızla çoğalıyordu. Bu durum enerjiye olan talebi daha da fazla artırmıştı. Elektrikli aletlerin çoğalması ve elektriğin hayatın her alanına girmesi talebi, ekonomik büyüme azalsa da artsa da, devamlı artmasına sebep oluyordu.

Enerji ihtiyacını karşılamaya kömür ve su yetmeyince, rahmetli Turgut Özal tarafından, hem hızla ihtiyaca cevap verebilmesi hem çabuk kurulabilmesi ve hem de çevreci olması nedeniyle, doğalgaz santralleri kurulmasına başlandı.

Doğalgaz Çevrim Santrali

Ancak 2000’li yıllarda doğalgaz ithalinin cari açığa olumsuz etkileri giderek artınca, farklı çözüm yolları aranmaya başlandı.

18.05.2009 tarihli Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesine göre 2023 yılına kadar;

  • Ekonomik HES potansiyelin (135 milyar kWh) tamamının kullanılması,
  • RES kurulu gücünün 20.000 MW’a çıkarılması,
  • GES (Güneş enerjisi) nden elektrik üretiminin özendirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması,
  • 600 MW JES Kurulu gücüne ulaşılması,
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının en az %30 düzeyine çıkarılması,

hedeflenmiştir.

ve o zamana dek, kömür, su ve doğalgaz’a dayalı olan sisteme iki kaynak daha eklendi, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji.

Enerjide kurulu gücümüz ortalama her on senede ikiye bazen üçe katlanarak büyüdü. 1970 de 2.234,9 MW olan kurulu gücümüz, 1980 de 5.118,7 MW, 1990 da 15.856,1 MW, 2000 de 26.116,8 MW, 2010 da 46200 MW ve 2020 Mayıs ayı sonu itibariyle de 91.932 MW seviyesine ulaşmıştır.

 

Son beş senedir, giderek artan bir şekilde, Milli, Yerli ve Yenilenebilir enerji kaynaklarına daha çok ağırlık verilmekte olup, üretimdeki payları giderek artmaktadır.

Kurulu güçlerin 2020 Nisan sonu kaynak bazında ilk beş sıralaması şu şekilde karşımıza çıkıyor:

  • Hidrolik (31,27),
  • doğal gaz (28,09),
  • yenilenebilir (17,88) (jeotermal, rüzgar, güneş ve atık ve çöp),
  • linyit (11,06)
  • ithal kömür (9,82)

Güneş Enerjisinin 2020 Yılı Nisan ayı sonu itibariyle Üretilen Toplam Elektrik Enerjisi içindeki payı %3,03 ve kurulu güç içindeki payı %6,69 oldu.

Nisan 2020 itibariyle kaynaklarına göre kurulu güç miktarlarımız;

BİRİNCİL KAYNAK SANTRAL ADEDİ KURULU GÜÇ (MW)
AKARSU 559 7.882,7
ASFALTİT KÖMÜR 1 405,0
ATIK ISI 84 363,8
BARAJLI 126 20.830,7
BİYOKÜTLE 186 824,1
DOĞAL GAZ 331 25.654,0
FUEL OİL 11 305,9
GÜNEŞ 7.058 6.134,3
İTHAL KÖMÜR 15 8.966,9
JEOTERMAL 54 1.514,7
LİNYİT 48 10.101,0
LNG 1 2,0
MOTORİN 1 1,0
NAFTA 1 4,7
RÜZGAR 275 7.762,8
TAŞKÖMÜR 4 810,8
TOPLAM 8.755 91.564,5

 

Kaynaklara ve kuruluşlara göre kurulu güç

24 Mayıs 2020 günü bir rekor kırıldı, elektrik üretimimizin yüzde 90’ını yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elde ederek günlük üretimde yeni bir rekora daha imza attık. Toplam elektrik üretimindeki yenilenebilir enerji oranları,

  • hidrolik yüzde 43,7,
  • yerli kömür yüzde 16,5,
  • rüzgar enerjisi yüzde 14,5,
  • güneş enerjisi yüzde 7,2,
  • jeotermal enerji yüzde 5,3,
  • biyokütle yüzde 2,6 ve
  • diğer temiz kaynaklardan yüzde 0,2

oldu.

 

Yeni dönemde, milli, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına daha çok önem verileceğini söylemekle birlikte, yeni bir enerji kaynağı olarak adlandırılan Verimlilik de gündemimize daha çok girecek.

Enerji verimliliği, enerji tüketimini asgari seviyeye indirmektir, ve bunu da

– hayat standardını,

– üretim kalitesini, ve

– işletme kârlılığını düşürmeden yapmaktır.

  • Enerji verimliliği, enerji kaynaklarının en etkin şekilde değerlendirilmesini ifade eder, ve tasarrufu netice verir.
  • Verimlilik ve tasarruf bire bir ilişkilidir, ve bu iki kavram çoğu kez eş anlamlı olarak birbirinin yerine kullanılır.
  • Enerji tasarrufu genellikle enerji kullanımının son tüketim noktalarında azaltılması için alınan tedbirlerle ilişkilidir.
  • Enerji verimliliği enerji kaynaklarının üretimden tüketime kadar her aşamada en verimli ve dolayısı ile en israfsız şekilde kullanılmasını ifade eder. O yüzden enerji verimliliği, tasarrufu da içine alan bir kavramdır.

 

  • Enerjinin verimli kullanılıp kullanılmadığını gösteren en önemli kriter, gayri safi milli hasıla başına tüketilen enerji miktarı olarak tarif edilen “enerji yoğunluğu”dur.

  • Enerji verimliliğinde Türkiye dünya ortalamasının bile altındadır, ve bir dolarlık katma değer üretebilmek için

– OECD ülkelerinin 2 katı, ve (0.19 vs 0.38 TEP/$)

– Japonya’nın 4 katı enerji harcamaktadır.

Bu da firmaların kârlılığını ve rekabet edebilirliğini olumsuz yönde etkilemekte, ve ülkenin enerjide dışa bağımlılığını pekiştirmektedir.

Artan enerji maliyeti, artan sera gazları salınımı, ve enerjide dışa bağımlılıkla en etkin mücadelenin yolu, enerji verimliliğinin arttırılması ve dolayısı ile enerji yoğunluğunun düşürülmesidir.

 

Yeni dönemde karşımıza çıkacak en önemli enerji devrimlerinden bir tanesi de enerji depolama hususu olacaktır.

Enerji depolama ile, bir yandan enerjinin kullanıldığı alanlarda oluşan atık enerjiyi depolama, diğer yandan, yalnız belirli zamanlarda enerji verebilen yenilenebilir enerji kaynaklarının enerjisini depolayarak, enerji temin zamanı ile talebi arasında doğabilecek farkı giderme amaçlanmaktadır.

Ülkemizde ve Dünyada yenilenebilir enerji kaynakları ve üretilen enerjinin depolanması çok büyük önem arz etmektedir. Enerji çok değişik formlarda depolama yöntemleri vardır. Örneğin biyolojik depolama, kimyasal depolama, ısıl depolama, elektriksel depolama, potansiyel enerji, yerçekimi potansiyel enerjisi, kinetik enerji vb.

 

***

6 Haziran 2020 tarihinde sn Cumhurbaşkanımız tarafından açılan, Mardin ve Şırnak İl sınırları arasında Dargeçit ilçesinin 15 km. doğusunda, Dicle Nehri üzerinde yer alan, 10,6 Milyar m³ depolama hacmi ile Atatürk ve Keban barajlarından sonra Türkiye’nin 3. büyük depolama hacmine sahip barajı olan ılısu barajına, Türkiye’nin her noktasında hizmeti bulunan, hemşehrimiz, hocamız ve Orman ve Su eski bakanımız Prof Dr Veysel EROĞLU  beyin ismi verilmiştir. Hayırlı olsun, iftihar ediyoruz.

Prof Dr Veysel Eroğlu Barajı ve HES, temelden 135 metre yüksekliğe, 24 milyon metreküp dolgu hacmine ve 1 820 metre kret uzunluğuna sahiptir. Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) en önemli tesislerinden biri olan Baraj ve HES’in planlama çalışmaları 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu 1954 yılından bu yana Dicle Nehri sularından yararlanmak adına çalışmalar yapılmış, Kesin Proje Raporu Temmuz 1982 yılında hazırlanmıştır. Ülkemizin 70 yıllık hayali olan barajın temeli 2008 yılında atılmış ve inşaat çalışmaları başlamıştır.

***

Dünyanın ilk, %100 yenilenebilir enerji ile enerjilendirilen şehri Afyonkarahisar olabilir. Sonraki yazılarımızda bu konuya değineceğiz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam