DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
28°C
Parçalı Bulutlu
Paz 23°C
Pts 26°C
Sal 28°C
Çar 28°C

Yarbay Ali Şefik ÖZDEMİR

Yarbay Ali Şefik ÖZDEMİR

1885’te Kahire’de doğan Ali Şefik Özdemir Bey’in, aile kökenleri Yemen ve Habeşistan fatihi olarak bilinen Özdemir Paşa’ya dayanır. Özdemir Bey’in ifadesine göre aile, Kahire’de Özdemiroğulları adıyla şöhret bulmuş köklü Türk ailelerinden birisidir (Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) Arşivi, Kutu: 53, nr: 1113, Şefik Özdemir Dosyası, Kısa Hal tercümesi).

Özdemir Paşa ve oğlu Kafkasya fatihi Osman Paşaların soyu, Dağıstan’dan Mısır’a köle / paralı asker olarak gelen Kıpçak Türklerine dayanır. Bu Türkler Eyyubi devleti’nde ordunun en önemli gücünü oluşturuyordu ve bunlara Bahrî Memluklar deniliyordu. Bahrî (denizden olan) ismi Kıpçak Türk asıllı kölelerden oluşan askerlerin Eyyubi Sultanı Salih Eyyubi tarafından Nil nehri üzerinde bulunan El-Rovdah (Ravza yani bahçe) adasında konaklaması için yaptırılan kışlada yaşamalarından dolayı verilmiştir.

El-Rawza Adası, Kahire’nin güneybatısında Nil Nehri üzerinde

 

Türkler Mısır’ı, Abbasi halifeliği döneminde gelip burada devlet kuran Tolunoğulları (868 – 905) zamanında başlayıp 1953 de Nasır tarafından cumhuriyet ilan edilene kadar 1000 seneyi aşkın bir süre idare etmişlerdir.

Orta Doğu’daki İlk Türk devletleri konusuna daha sonra değineceğiz.

Ali Şefik bey’in babası, Mısır Hidivliği Nazırlar Meclisi Genel Müfettişliğinde bulunmuş merhum Ahmet Cevdet Bey’dir. Annesi Haccehan Hanım’dır.

Ali Şefik, ilköğrenimini Mısır’da doğduğu şehir Kahire’de yapmıştır. Rüştiye ve idadi eğitiminden sonra Camiü’l-Ezher Medresesinin İslam Edebiyatı Bölümünden başarıyla mezun olmuştur. Ali Şefik Bey, buradaki eğitimi sırasında Arapça, İngilizce ve Fransızca lisanını öğrenmiştir. Bu lisanlardan başka yerel dillerden Kürtçeyi de bilmektedir. Büyük dedesi Özdemir Paşa Mısır’da bulunan Abbasi halifeleri soyundan bir hanımla evlendiği için Kureyş kabilesi ile, sonraki bazı dedeleri de Burcî Memlûklerden hanımlarla evlendiklerinden çerkezlerle de akraba olmuşlardır. Bu vesile ile çok dil ve çok kültürü çocukluğundan itibaren yaşamıştır.

Şefik Özdemir Bey, Ezher Medresesinden mezun olduktan sonra amcasının oğlu Ahmet Cevdet Bey ile birlikte Mısır Hidivlik ordusunda görev alır. Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın kızı Prenses Fatma’nın muhafızlığını yapar. Ancak Şefik Özdemir Bey, İngiliz işgalinde bulunan Mısır’da kalmaktan yana değildir. Fatma Sultan, onu saraya bağlı tutmak için yakınlarından Kafkas kökenli Nazlı Hanım’la evlendirir. Bu evlilikten Seyfettin ve Burhanettin adında iki çocukları olur. Mısır’ın köklü ailelerine mensup olduğundan, İngilizler tarafından işgalden sonra Özdemir ailesi de diğer köklü Türk aileleri gibi zaman zaman takip altında alınmıştır. İngiliz baskı ve tazyiki Şefik Özdemir’in kendi ifadesiyle “ana vatana katılma isteklerini” kamçılamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi Şefik Özdemir’in İstanbul’a gidip orduya katılmasına zemin hazırlamıştır. Birinci Dünya Savaşı başlayınca yedek subay olarak orduya katılıp Suriye-Filistin Cephesinde görev almıştır.

Şefik Özdemir bu arada Teşkilat-ı Mahsusa örgütü ile de temasa geçmiş; pek çok yabancı dil bilmesi onu avantajlı bir konuma yükseltmiştir. Teşkilat-ı Mahsusa içinde psikolojik harp teknik ve yöntemlerini öğrenmiş; milis subayı olarak çeşitli cephelerde görevlerde bulunmuştur.

 

Halep’in İngilizlerin işgaline maruz kaldığı sırada yaralanmış, tedaviden sonra Irak’a, oradan tekrar Şam’a dönmüş istihbarat faaliyetlerini yürütmüştür. Irak ve Şam’da Osmanlı Devleti’nden yana Arapları Türklerle bir araya getirerek Türk-Arap Birliğini kurup İngilizlere karşı mücadelesini sürdürmüştür. Bu teşkilatı Hatay’a kadar yaygınlaştırmıştır. Topladığı milis kuvvetleriyle Suriye’de önce İngilizlere sonra da Fransızlara karşı yapılan mücadelenin liderliğini üstlenmiştir.

 

Ali Şefik Özdemir bey Antep’te Milis kuvvetler komutanı iken

TBMM’nin açılmasından sonra millî hükûmetin emrine giren Şefik Özdemir Bey, 2 Haziran 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Antep’e gelerek Fransızlara karşı mücadele eden birliklerin başına geçmiştir.

Şefik Özdemir Bey, TBMM Arşivi’nde yer alan kısa öz geçmişinde Antep Müdafaası’ndan sonraki çalışmalarını şöyle anlatır: “…Hükûmetin emriyle Hatay’a geçtim ve oradaki mücahitlerin kumandasını deruhte ve Fransızlara ağır darbeler indirerek ve Hatay istiklalini temin ve her türlü teşkilat-ı mülkiye ve askeriye ile Hatay devletini daha 1337 (1921)’de kurarak Fransızlarla yapılan Ankara İtilafnamesi’nin imzasına büyük bir amil oldum…”.

Şefik Özdemir Bey, Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması’ndan sonra Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın emriyle Milis Kaymakamlığı (yarbay) ve Antep müdafii rütbe ve unvanıyla taltif edilmiştir.

Şefik Özdemir Bey, Antep müdafaası sırasında civardaki Türk, Kürt ve Arap aşiretlerini bir araya getirdiği gibi, Fransız ordusundan iltica eden Müslüman Cezayir, Tunus vd. Kuzey Afrikalıları kendi etrafında birleştirmeyi başardı. Bundaki başarısında iyi derecede Fransızca bilgisi ve liderlik özellikleri son derece etkili olmuştur. O böylece öteden beri iyi bir teşkilatçı olduğunu göstermiştir. Antep halkının Fransızlara karşı kahramanca müdafaa savaşlarını idare eden Şefik Özdemir Bey, daha sonra bu şehrin hemşehrisi ilan edilecek ve mebus seçilecektir.

 

Özdemir Bey Suriye’ye geçtikten sonra 1921 yılının Nisan ayında Atatürk’ün emriyle Hatay Savunmasına katıldı ve bu bölgelerdeki Türkmen, Kürt, Arap Aşiretlerini, mülteci Cezayir Müslümanlarını, hatta Alsas Lorenli Rus ve Alman mültecilerini bir araya getirerek Fransız’lara karşı savaş verdi.

TBMM Fransızlar ile anlaşma imzalayınca Irak’ın Musul ve Revandiz Bölgesinde İngilizlere karşı askeri harekât yapmakla görevlendirildi. 1922 yılı ilkbaharından itibaren Elcezire Cephesi harekâtını başlattı, kendi müfrezesiyle ve Kürt Aşiretlerinin (Barzan ve Zeber-Şeyh Mahmut’un Kontrolü altında) katılımı ile Revandizde başarılı oldu, İngilizlere karşı Derbent Zaferini kazandı. Daha sonra İran topraklarına geçerek burada bazı askeri harekâtlara katıldı ancak şahsi yönden büyük gayretler harcamasına rağmen İngilizlerin üstün kuvvetleri karşısında bölgede fazla tutunamamış ve geri çekilmiştir.

 

Musul’u kurtarmak için yapılan Revandiz Harekatı

TBMM hükûmeti de Musul-Kerkük’ü diplomasi yoluyla elinde tutacağı umuduyla Lozan Barış Konferansına katılmıştır. Şefik Özdemir Bey, Cumhuriyetin ilanından sonra Antep’e yerleşmiş ticaretle hayatını sürdürmüştür.

Şefik Özdemir bey Mebus (Milletvekili) iken

TBMM’ne altıncı dönemde, 14 Nisan 1939 tarihinde Siirt mebusu olarak girmiş; yedinci dönemde de Gaziantep mebusu olarak TBMM’de görev almıştır. 5 Ağustos 1946 tarihine kadar TBMM’de milletvekili olarak görev yapmıştır. Milletvekilliğinden ayrıldıktan sonra Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulunda Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı üyesi olarak görev aldı. Demiryolu tren hattının Gaziantep’e ulaştırılmasında büyük katkıları oldu.

Evli ve üç erkek çocuk babası olan Şefik Özdemir Bey, 18 Mayıs 1951 tarihinde vefat etmiş, çok sevdiği Gaziantep şehrindeki Asrî Mezarlığa defnedilmiştir.

Daha sonraki yazılarımızda da Özdemir Paşa ve oğlu Sadrazam Osman Paşa dan bahsedeceğiz.

Kaynaklar:

Zekeriya Türkmen,

Belligün Özdemir

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi:
Tüm Hakları Saklıdır © 2020